Anasayfa

Son yazılar

Öte Dünya Limanı

‘“Ne oldu, keyifsizsin vre Gulyabani beyciğim?”

Suratı asık Gulyabani, gözlerini kısarak galaksileri seçmeye çalışıyordu. Kafasını çevirmeden sıkkın bir sesle,

“Vallahi pek tadım tuzum kalmadı Kharon. İnsanların tadı kaçtı, neyle besleniyorsa bu mahlukat, içimi çürütüyor sanki. Ağzım ölü gibi kokuyor; kollarıma, sırtıma bak! Her yerim irinli irinli, kocaman çıbanlar var.”

“Ah Gulyabani bey, başka dünyalar yok mudur gidebileceğiniz, başka mahlukat yok mudur yiyebileceğiniz?”…’

Bal-Kaymak

…”Hızlı davranmaya karar verdi. Önce ekmeğinden bir parça kopardı, sonra da otlu peynirden bir lokma aldı ve hızlıca ağzına attı. Bu sırada tüylü tokalı arkadaşının ‘Ne yapıyorsun sen, bal kaymak yemen gerekiyordu!’ bakışını görmezden gelerek, yavaşça bıçağını kavradı. Ekmeğinden bir parça kopardı. Bal ve kaymak dolu kaseye uzandı. Fakat zamanlamayı ayarlayamamıştı; sarı saçlı arkadaşı ile aynı anda bıçak sokmuştu kaseye. Bıçaklar çarpıştı; kulakları tırmalayan ince bir ”çın” sesi kapladı ortalığı.

İşte o an, iki arkadaş göz göze geldiler.”…

Ekmek Arası Börek

…”Fakat artık dayanamıyordu. Yukarı çıkacak hali kalmamıştı. Nefes nefeseydi, sarkık memelerini içine sıkıştırdığı sütyen ter içinde kalmıştı. Çöktü merdivene. Kollarını terden sırılsıklam olmuş penye tişörtünün arkasına soktu. Islak sırtının ortasındaki et benine denk gelen sütyen kopçasını açtı. Sonra bluzun ön kısmından sütyen kaplarını bir bir kaldırdı, sarkık memeler kendini bıraktı. Yıllardırın verdiği ustalıkla sütyen askılarını bir çırpıda sıyırdı ve ağırlaşmış terli sütyeni basamağa doğru savurup attı. Suratı terden parlıyordu.”…

Yeni içerik doğrudan gelen kutunuza iletilsin.